Tate McRae : Pop'a Bir Kanada Çıkartması
626
post-template-default,single,single-post,postid-626,single-format-standard,bridge-core-2.2.1,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,qode_grid_1300,hide_top_bar_on_mobile_header,qode-content-sidebar-responsive,qode-child-theme-ver-1.0.0,qode-theme-ver-20.8,qode-theme-bridge,disabled_footer_bottom,qode_header_in_grid,wpb-js-composer js-comp-ver-6.1,vc_responsive,elementor-default
tate mcrae insta

Tate McRae : Pop’a Bir Kanada Çıkartması

Geçmişe dönüp bakınca severek dinlediğim, “Allah’ım ben bu sese bayılıyorum.” dediğim isimlerin çoğunluğunun erkeklerden oluştuğunu farkedeli bir kaç yıl oluyor. O gün müzisyen hemcinslerime daha çok özen göstermeye karar verdim. İyi ki de vermişim. Bu kararı verdiğim günden beri keşfettiğim ya da daha detaylı dinlemeye başlayıp hayran olduğum kadın müzisyen sayısı bir hayli arttı ve aslında müzik dünyasının esas hakimlerinin her genre’da kadınlar olduğunu anlamam geç de olsa mümkün oldu. Bir nevi büyüdüm, aydınlandım ve bundan gurur duyuyorum. ( Bu konuda söylenecek çok şeyim var ancak konudan sapmamak adına çok amiyane bir şekilde özetlemek istedim kendimi. Yanlış anlaşılmalardan sorumlu değilim.)

All My Friends Are Fake?

Her zaman yaptığım gibi canım müzik mecramız Spotify’da tam da üstte bahsettiğim olaydan yola çıkmış gezerken bir sese denk geldim. Sesinden yaşının küçüklüğünü hemen anladım; ancak zaten bu dönemde kendi yaşıtım yeni birini duymak neredeyse imkansız. Tam da ayağımı kırmışım, evde camış gibi yatmak zorundayım, bilgisayar kucağımda ve sözleri duyuyorum :

What if I broke my legs?

What if I change my name?

Would you still love me the same?

Or are you just as fake?

Like all my friends are fake.

Arkadaşlarıma “fake” diyemem şimdi ama dinlerken hayatımdan çıkardığım “eski” arkadaşlarımın çoğunu neden hayatımdan çıkardığımı düşündüm ve bu sesi güzel kızcağız ile hemen gönül bağı kurdum. İsmine bakmak şarkı bittikten biraz sonra aklıma nihayet gelebildi : Tate McRae.

Benimle Dans Eder Misin Tate?

Aşırı meraklı olduğum ve her dinlediğim kişiyi çılgın bir google’ladığım yakınlarımca bilinen bir gerçek. Tate’ciğim de benim bu şeytani tarafımdan nasibini aldı tabi ki 🙂 2003 doğumlu Tate, Alman bir anne ve Kanadalı bir babaya sahip. Annesi dans öğretmeni olan bu kızcağız ailesinin meslekleri dolayısıyla binlerce ülkeye gitmiş. Umman dahil. Yeteneği annesinden geçmiş olacak ki 6-8 yaşlarından itibaren dans ile sıkı fıkı olan bu kızımız sonrasında Kanada’nın ileri gelen dans-bale okullarından Alberta Ballet Company‘ de de bale eğitimi görmüş.

Rahmetli Huysuz Virjin’in de ülkemizde sunuculuğunu üstlendiği hepimizi ekrana kitleyen dans yarışmasını hatırlamayan yoktur. ( Jüride Tan Sağtürk – Yonca Evcimik – Asena – Uğurkan “kardeşiiim” Erez vardı. Kanımca başarılı bir yarışma idi. ) İşte Tate McRae de bu yarışmanın Kanada versiyonuna katıldığında ismini ülke çapında yaymış. Hem de 12 yaşında iken. ONİKİ. Hatta aynı yıl Justin Bieber’in turnesindeki dans ekibinde de yer almış. “Contemporary” tarzında dans eden Tate’in performansını merak edenler varsa tıklayınız. Kesinlikle başarılı. Zaten finale kadar kalıp yarışmayı 3. tamamlaması da Tate ‘in nasıl bir performans sanatçısı olduğunun sinyallerini veriyor.

Gen Z ve YouTube aşkı

2011 yılından beri dans performanslarını YouTube’a yükleyen Tate, dans ve müziğin aslında ne kadar iç içe geçtiğini- hatta birbirinden ayrılmaz iki parça olduğunu- anladığında ki bu 2017′ ye tekabül ediyor; kendi sözlerini de yazmaya başlıyor. Her Gen Z sanatçısının yaptığı gibi de bunları YouTube’da sergiliyor. İlk yayınladığı şarkısı One Day, an itibariyle 33M izlenme sayısına sahip. ÇILGINLIK.

RCA Records ( 2019 Eylül itibariyle bünyesindeki isimleri yazıyorum: Christina Aguilera, Mark Ronson, ZAYN, Alicia Keys, Miley Cyru, Foo Fighters, Martin Garrix, Childish Gambino, SZA, Britney Spears, Pink ve bu liste uzar gider.) One Day’i dinledikten kısa bir süre sonra Tate McRae ile anlaşıp sözleşme imzalıyorlar. Sözleşmeden 5 ay gibi kısa bir süre sonra ilk EP’si All The Things I Never Said ‘i yayınlıyor.

Kendisi de bir röportajında şarkılarını EP’sinin ismi ile özetliyor. Stüdyodayken önceliğinin şarkı sözü yazarları/yapımcıların aksine hit şarkı yapmaktansa kendisinin de seslendirirken içine sinmesi-kendisine bir şeyler hissettirmesi olduğunu da ekliyor. ” Stüdyodayken düşündüğüm şeylerden biri de: Ben bu şarkıya dans edebilir miyim? Vücudumla bir performans sergileyebilir miyim? Gerçekten de bu şekilde bir hikaye anlatabilir miyim?” cümlesini kullanan Tate sadece müzisyen kafası ile değil dansçı kimliğiyle de düşünüyor belli ki. Bir şarkısına dans ederken nefes nefese kalıp şarkısını icra edemeyen pop starlara duyurulur!!

Yeni Dua Lipa mı? Yeni Billie Eilish mi?

Tate’i araştırmaya başladığım ilk günlerde canlı performansları dahil o zamana kadarki tüm videolarını izledim, İzlediğim ilk andan itibaren bana Be The One zamanlarındaki Dua Lipa’yı hatırlatıyordu. Hatta evde “Yeni bi kız buldum. Masseter botoksu falan yaptırırsa ilerde Dua Lipa gibi patlar.” diye hafif bir tease etmiştim kendisini. Dua Lipa’yı ne kadar sevdiğimi biliyorsunuz ama dış görüntüyü müziğin önüne alması beni uzunca bir süre üzüp- bana ona olan sevgimi düşündürtmüştü. Tate ile de böyle anım olsun istemedim içten içe ama tabi bu bana bağlı bir şey değil , kendi vücudu kendi kararı. (Dua Lipa’ yı nasıl desteklediysem, bu kızcağızı da destekleyeceğim. )

Tüm bunları düşünürken Tear Myself Apart‘ı dinledim EP’den. Dinler dinlemez beni yakalayan bir şey vardı şarkıda. Sözleri ayrı, melodisi ayrı, harmonik vokaller ayrı. Bu nasıl bir şarkı diye düşünürken bir de ne öğreneyim?! O’Connell kardeşlerin parmağı var şarkı sözlerinde. Bu gizem sisi dağıldıktan sonra ise kafamda yeni bir soru belirdi. Bu kız acaba Billie Eilish’in açtığı yoldan ilerleyecek isimlerden mi? Nitekim Elle Canada da benim gibi düşünmüş olacak ki Tate McRae için “Kanada’nın Billie Eilish’e cevabı” benzetmesini kullanmış.

Ama günün sonunda kesin olan bir şey var o da şu : Kime benzetersem benzeteyim, Tate McRae kendi ismini ve kendi kimliğini kullanarak çok ama çok iyi yerlere gelecek bir star.

MTV Push – Artist of July

COVID-19 karantinasının tek iyi yanı müzisyenleri üretmeye itmiş olması desem bana katılırsınız gibi hissediyorum. Tate de evinde boş durmadı ve bize iki güzel tekli verdi bu süreçte. İlki hüzünlü ancak elektronik sounda sahip ballad you broke me first. İkincisi ise Lil Mosey işbirliği içeren vicious.

Özellikle vicious soundu ve sözleri ile Tate’in diğer şarkılarından biraz daha farklı bir yere sahip. Şarkıyı iki parçaya bölersek bir taraf daha kurban Tate, hissettiklerini çekinmeden söyleyen ve ne kadar üzgün ve kırılgan olduğunu belirten Tate. İkinci taraf ise kendi tabiriyle “feisty” Tate. Daha çok intikam ateşi ile yola çıkan ve “Bak şimdi neredeyim? Ben ilerlerken sen beni ancak izlersin.” diyen Tate. Şarkının melodisine ben bayılıyorum. Her gün yaklaşık 8 defa dinliyorum ve çılgınca dans ediyorum. Kadın müzisyenlerin bu “empowerment” içeren “badass” ruhlu şarkılar yapmasına BA-YI-LI-YO-RUM!

Understand, it’s outta your hands

Waste my time, better pay me respect

Last kiss, leave your lips blood-red

Burnin’ bridges, breakin’ dishes

Look, you made me somethin’ vicious

EP’si olsun, karantinada yayınladığı iki şarkısı olsun Tate sadece beni değil MTV çalışanlarını da etkilemiş olacak ki yeni starların keşfinden sorumlu MTV bakanlığı MTV Push, Temmuz ayı müzisyeni olarak Tate McRae’yi seçti. Bu da yetmedi, 30 Ağustos’ta düzenlenecek olan MTV VMA ‘de MTV Push New Artist kategorisinde de kendisini adaylar arasında açıkladı. Tabi ki hemen oylarımızı bastık kendisine. ( Siz de vermek isterseniz, tıklayınız. ) MTV özel performans videosunu da aşağı hemen ekliyorum. Özellikle vicious izlensin lütfen!

MTV ve benden 10/10 puanla geçen Tate McRae’yi okuyup dinlediniz. Kısa vakit içerisinde kendisini çok çok daha sık göreceğiz ben bundan eminim. Umarım yanılmam 🙂

Keyifle dinlemeler.

Yorum Yok

Yorum Yap