Kulak Üstü - 4 ( Hip - Hop Edt) - Bir Ses Yap
797
post-template-default,single,single-post,postid-797,single-format-standard,bridge-core-2.2.1,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,qode_grid_1300,hide_top_bar_on_mobile_header,qode-content-sidebar-responsive,qode-child-theme-ver-1.0.0,qode-theme-ver-20.8,qode-theme-bridge,disabled_footer_bottom,qode_header_in_grid,wpb-js-composer js-comp-ver-6.1,vc_responsive,elementor-default
hip hop

Kulak Üstü – 4 ( Hip – Hop Edt)

Şimdiye kadar hep belirli müzik janralarını konuştuğumuz bir aşikar. Ya da paylaştığımız. Var bizim de sevdiğimiz bir tür tabi ki. Ama bu demek değil ki hep aynı şeyleri dinleyelim, paylaşalım, sevelim.

Benim aslında çok uzun zamandır girmek istediğim ama bir türlü cesaret edemediğim bir dünya Hip – Hop / Rap dünyası. Gençliğimde ağır rockçılardan olduğumuz ve tam da “Ya Hip – Hop/ Rap dinlersin ya da Rock” kavgasına denk geldiğim içindir yer aldığımız cephe tabi ki belliydi. Sınırlarımı genişlettiğim ve ” Aslında çok fena değilmiş sanırım.” dediğim isim – çoğu Rock müzik dinleyicisinde olduğu gibi- Linkin Park olmuştu. Ama yine de çok fazla dinleyemediğim bir tür olarak hayatımda yer edindi. Türkiye’de bu işi eskiden beri başarı ile yerine getiren bir kaç isim harici bilmiyor, yabancı müzikte ise çok popüler isimlerle kulağıma arada damlatıyordum.

1970 ‘ler Bronx, NY ‘de Afrikan-Amerikalılar ve Latin-Amerikalılar tarafından ortaya çıktığı bilinen Hip – Hop/ Rap o zamandan bu zamana çok güçlü bir yere sahip aslında müzik dünyasında. Özellikle Amerika’daki göçmen kesimin sesi olarak ortaya çıkması da gerek ritmler gerek de sözler olarak çok daha etkileyici ve vurucu bir yere sahip olmuş. Günümüze kadar benzer sınırlarla gelmeyi başarmış. Burada oturup size Hip – Hop tarihi anlatmayacağım tabi ki , benim de yeni yeni okuduğum bir alan çünkü. Ama içine girdikçe “Keşke çok daha önce bu işe girseymişim.” demiyor da değilim.

Türkiye ‘de yapılan yeni nesil T-rap ve Hip- Hop sayesinde biraz ısınıp ( sonrasında tamamen bıraktığım – çünkü çok fazla tekrar içeriyor- bu başka bir zamanın konusu) , dünyaya açıldığım Hip – Hop dünyasından bir kaç isimle geldim bu sefer sizlere. Özellikle sevdiğim R&B beatleri ile birleşen şarkıları çok daha fazla sevdiğimi farkettim.

Özellikle bahsetmek istediğim isimler ;

Listemde bulunan ve bu işin artık piri olarak anılan Kendrick Lamar beni bu janraya alıştıran insan. Kendisini topladığı Grammy Ödülleri sayesinde tanımıştım, sonrasında bir çok sevdiğim müzisyen ile beraber çalışması olduğunu farkettim ve kendime kızdım. Kendisinin canlı performansını da izledikten sonra da hayranlığım bir kat daha arttı. Listeye aldığım Kendrickli şarkı ise aslında bir featuring şarkısı. Mac Miller rahmetli olduktan sonra dinlediğim ve sonrasında bir daha kopamadığım bir isim. – Kendisinden Ruhu Şad Olsunlar bölümümüzde de ksıaca bahsetmiştim.- God is Fair, Sexy Nasty , Mac ile Kendrick ‘in seslerinin aşırı uyumlu aktığı, bazalde hep devam eden ve şarkının ortalarında müthiş soloya dönen piyanosu ile çok da tipik olmayan ama kendini belli eden bir Hip – Hop/ R&B şarkısı. Outro’da da Mac’in anneannesinin sesinden eşiyle tanışma hikayesini dinliyoruz. Ballad hayranı olduğum için bu türde de ballad bulmuş olmam sanırım kimseyi şaşırtmaz.

Kendrick Lamar ‘dan daha önce tanıdığım ancak beni sadece kendi müziğine hipnotize eden isim ise son yılların yükselen yıldızı Childish Gambino. Kendisini önce Community dizisinde Troy olarak tanıdım, kendisini araştırırken kendisinin eş zamanlı müzisyen olduğunu da öğrendim. Dinlediğim ilk şarkısı Heartbeat benim durduğum yerde açıp dinlediğim bir şarkı. Soundu, beatleri ve Donald ‘ın müthiş vokalleri ile çok ama çok güzel bir şarkı. Childish Gambino geçtiğimiz yıllarda ” This is America” şarkısı ile isminden çok daha fazla bahsettirmiş olsa da aslında müzik dünyasında çok çok uzun zamandır bilinen bir isim. Ama biraz fazla popülerlik göz çıkarmaz. Değil mi ?

Canlısını izlediğimde sürekli “Make some motherfucking noice!!! Motherfuckin Fuuuuuck!” diye bağırmasından dolayı müziğine bir türlü odaklanamadığım ancak sonrasında evde kendi kendime dinlerken “oha aslında efso imiş” dediğim isim Stormzy. Özellikle son albümü “Heavy is the Head” İngiltere’de çılgın bir ses getirdi ve getirmekte de haklı. Özellikle Vossi Bop aylarca her yerde 1 numara olarak çaldı dünyada. (Aynı zamanda Fuck Borris demesinden dolayı da olabilir bilemiyorum 😀 ) Bense listeye beraberinde bahsetmek istediğim başka bir isimle olan şarkısının koydum. Beyaz rapçilere çok çok da alışkın değiliz, doğruya doğru çıkan her beyaz rapper da çok başarılı olamıyor bu piyasada. Ancak Aitch aslında çok da fena olmayan bir beyaz rapper. Stormzy ‘nin kendisi ile bir parça yapmış olması eğer bir PR çalışması değilse – ki böyle şeylere eyvallahı olan biri de değil Stormzy- onun da bu çocuktan beklentisinin büyük olduğunu gösteriyor. NOT: Bu ikiliyi pop müzik dünyasının dinleyicileri bir yerden daha tanıyabilir. Ed Sheeran ‘ın Take Me Back to London şarkısının Sir Spyro remixinde Stormzy ve Aitch bulunuyor.

Listedeki en favori şarkım ise yeni isimlerden boler mani – applause – son dönem meşhur olan tüm Hip- Hop / Rap ögelerini barındırmasına rağmen kulağa çok da fena gelmiyor.

Bir sonraki hedefin bu müzik janrasının kadınlarını mercek altına almak. O zamana kadar müzikle kalın.

xx

Yorum Yok

Yorum Yap